kazık! yedik hepimiz yaşamın bahçelerinde
önce şöyle
güzel bir manzara
şahane bir ufuk
parlak bir güneş
derken rahatsın ya
yaklaş biraz daha
güneş dönüyor büyük bir lambaya
ufuk çizgisi aslında çamaşır ipi
manzaraysa kötü bir ressamdan başarısız bir tablo
işte onlara kulp bulma zamanı da bu kısımda gelio karşımıza
diyoruz ki
lambada ışık veriyor boş ver
ip işte zararsız ne olacak dursun orada
aman manzarayla mı doğduk hepimiz varsın tablo olsun oda
işte bu kulp bulmalar
sanki bahçeyi babamızın malıymış gibi korumalar
sonra bir adım daha atma zamanı geliyor tabi
bahçe kapanıyor arkamızdan yavaşça
heh işte sonra
lamba çürük ekşi acı iğrenç bir portakal oldu mu sana
ip darağacında asılıymış meğer gelip baksana
bir tek tablo kalır orada o da senin kendi kokuşmuş piyesindir aslında
işte bu son yediğin kazıkları falan hatırlarsın unutmamak üzere bir daha
şimdi asıl soru yedik kazık
demek ki bir de kazık atanlar var
ama bir de çelişki var
madem herkes kazık yiyorsa illaki
herkes kazık da atıyor demek ki
attıktan sonra vicdanın nasıldı dostum?
rahat mı uykuda mı yoksa kıçında mı?
bu tabloyla karşılaşmak nasıl bir duygu
düşün bunu
sen de tattırma bu duyguyu kimseye
empati yap biraz
acı vicdan organının acıdığı gibi
ne güzel ne adil ne manyak bir organmış o da
istediği zaman acıdığına yardım etmeye zorlar seni
hiç olmaz mı yaşlı teyzeye yardım etmen
ya da aldatırsın insanı canını yakarsın
vicdan kızar ağzına sıçar
anlamazsın
anlarsın da işine gelmez
güzeldir vicdan
insanları kurtarır dünyanın arka sokaklarından
iyide yazık değil mi be insana?
insan ne yapsın nefsi varsa?
Tanrı demiş ki yapma etme
sonra bunu denetleyen bir organ koymuş
yaptığın zaman uyarır o organ seni
dinlersin bir süre kafa şişiren sesini
sonra unutur gidersin yaptığın kalleşliği
sonra senin başına gelince hayıflanırsın
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder