20 Şubat 2010 Cumartesi

bazı şeyler yolunda ama nerde soru işareti


zaman mekan ve kabileyet kavramlarım karıştı birbirine nokta sabahın köründen normal sabaha kadar içmek ve aslında sarhoş olmak virgül sarhoş olup içindekilerden kaçmak ama aynı zamanda aslında hepsinin sende ne kadar takıntıya kaçtığını görmek acı nokta hayatımda içimi ençok sıkan derdimin yanında gereksiz ama dayanılmaz bir şehvet hissi bir bulut kadar saydama ama onlar kadar büyük nokta tanımadığım bir yerde oturup aslında tanıdığım fakat aslında tanımadığım bir yer virgül sağ elimi kasıklarıma kadar indirip organıma şevkat göstermem garip nokta bara gitmeyi sevmeyen bir bar sineği oldum çıktım sonunda virgül gözlerimdeki yanmada bundan sanırım nokta dünya yokmuş gibi davranmak sorumsuz ama acıklı ve tatlı ekşi fakat mahoş değil nokta sevdiğini düşündüğün virgül bildiğin herkes dünyayı yaşarken hayatı yakalamaya çalışırken aslında bunların olmadığını bir tek senin bilmen kaypaklık ya dakibir nokta canın istemediği halde tadı mideni bulandırdığı halde camelından bir firt daha almak paha biçilemez nokta elimdeki koku leş fakat o kokuyu elde etmek zevkli nokta elde ettiklerin hoş imrenilesi fakat edemediklerin hastalık bir virüs gibi nokta çişim geldi kalkıp işemek mantıklı fakat üşenip bacaklarını sallamak zevkli nokta gündüz vakti geceyi gece vakti gündüzü yaşamak hayvanlık hatta taşlık nokta yaptıklarının bir boka yarayacağını düşünmek acizlik ve caba nokta umut bir kömür ve kanser nokta eskiden elmas olduğunu bildiğin herşey şimdi zonguldak nokta anılar birer cam parçası ve süpürülmesi gerek nokta ama açık beyin ameliyatı sadecebir film ve izleyip ağlamak gereksiz nokta anın içinde hiç bir şey hissetmediğini bilmek rahatlatmaz daha çok üzer nokta istersin ki üzülmek sanki sabah 8 akşam 6 işe gider gibi mesayi nokta bardağın dibindeki külleri görüp eski eşyaları düşünmek acı ama kim alıkoyacak seni o son yudumu içmekten soru işareti daha da önemlisi üstüne paspas atar gibi bir 20 yudum daha doldurmak ne demek soru işareti aslında hiç yudumlamak istemezken elin uzanmas şişeye zayıflık mı yoksa hayata karşı bir irade mi soru işareti dertten içince daha çok dertlenir virgül düşünmemek için kendini kandırıp ettiğin yeminleri bir kenara bırakıp tekrar düşünürsün o zaman içmek dindirmez derdi demek ki yeminlere karşı bir irade nokta rakıyı suyla karıştırıp yanında suyla içmemiz onun kişiliğine hakaret değil mi soru işareti ya da içmek kaypaklıksa içmemek neden değil soru işareti ilk insan içemediği için hiç mi kaypak değilmiş nedir soru işareti zaten insan icadı olan bir kimyasalı tamamen istem dışı gelişen bir duygu olan kaypaklıkla bağdaşlaştırmak kaypaklık değil mi soru işareti gerçekten işemem gerekiyor işmemek kaypaklık mı soru işareti kesinlikle ünlem

neyse


o kadar çok sevdim ki çok sevdim.çok sevdiğim için de ayrıca sevdim.sonra ayrıcalıklı olanı sevdim.sonra bunu sevmeyi öğrenip yine sevdim.sonra bu kadar çok sevebilmek hoşuma gitti bunu da sevdim.sonra bakış açım genişlemiş sevdim.sigaram alkolum azaldı bunu sevdim.bakarken içim kıpırdadı çok sevdim.yanında uçurumlardan düştüm çok sevdim.hissetmeyi sevdim.gerçek olmayı sevdim.dürüst olmayı sevdim.uzanmayı sevdim.telefonu sevdim.günleri sevdim.haftasonlarını sevdim bir başka sevdim.sesi sevdim.sessizliği sevdim.nefesi sevdim.ruhu sevdim.tanrıyı sevdim.görmeyi sevdim.duymayı sevedim.çok düşünmeyi sevdim.düşünmemeyi sevdim.aylarca sadece bir bardak bira içmeyi sevdim.umursamayı sevdim.umursamamayı sevdim.kafamı sevdim.ellerimi sevdim.vücudumu sevdim.dudakları sevdim.saçları sevdim.kokuyu sevdim.endişeyi sevdim.bağcıklanmayı sevdim.hastalığı sevdim.mutluluğu sevdim.üzüntüyü sevdim.yürümeyi sevdim.sarılmayı sevdim.tutunmayı sevdim.dokunmayı sevdim.tv yi sevdim.müziği sevdim.şimdi her şey hatırlatıyor.hepsinden vazgeçilmiyor.ee kolay değil.bir kere değil.tek tek vazgeçmek gerekiyor.

roll


Düşünceler ve kalp ve tabi acısı.hasta bu kalp.değişik bir organ.hem en hayati iki organdan biri hem de en güçlü duygulardan birinin ev sahibi.niye.ne bu ayrıcalık.niye beyinde değil?beyinde olsa kolay olurdu da ondan değil mi? yani beyin kendi kendine bir şeyleri çözümlemeye çalışırken, kalp devreye girip her şeyi alt üst etme işini üstlenip, işi zora sokuyor ondan değil mi?beyinde olsa ya duygular.evet üzülüyorum, evet belki de değişti her şey, evet artık böyle evet evet evet...bir sürü çözüm üretir rahat rahat duygu da içinde olsaydı ya.hemen uyardı beynin emrine duygucuk da.unutalım o zaman derdi çiçekleri saksıda günlerce susuz.döndüğümüzde bakalım ki solmuş.beyin de desin e ne olacaktı ya? ama yok kalp var hep der ki sana git bir sula be.git bir toprak değiştir yazıktır canlılara.bak ne de güzel açıyor.bak bak der ne güzel bir yaprağı.hem beyine gider sonra der ki bu çiçeğin üstüne arı konmuştu, sen onu izlemiştin dakikalarca yüzünde bir sırıtışla.hatırlasana der beyne.akıl verir akıl erbabına.ne şimdi bu.kaypak yüzsüz. hade ruhu çaldın bırak beynin aklı ona yetsin, onu da işin içine katmasana.bırak işini yapsın.ket vursun, unutsun, sana bir dünya görsellik sunsun.yok kalp sürekli işbaşında.işte o yüzden titrer ya bedenin bazen.bu yüzden hastalanmaz mısın özlediğinde?kalp sürekli beynine laf atmakta.bir nevi taciz.mahremine selamsız giren bir yüzsüz.bir sadomazoşist!bir deli.şizofren.canım beyin yazık, cam parçaları gibi anıları toplar çıplak elleriyle.kalbe yaranır akıl ustası.mutsuzluğunu besleyip mutlu etmeye çalışır onu.sense bu karmaşada kanında dolaşan bir rollercoasterdasındır.son sürat gezersin her yeri.elin yüzün kan.burnunda hiç gitmeyen demir kokusu.ağzında ıspanak tadı.ruhunu ararsın aylarca bazen yıllarca.yanlış yerde arıyorsun onu.senin ruhun en son bıraktığın yerde karanlıkta.yalvararak bakıyor arkası dönük öteki ruha.ya git al çıkar ruhunu bir bütün ol yine ya da git yanında ağla sende binip rollercoasterına.

renkler sorular ve hayaletler


Yazın hava kararınca gökyüzü çok güzel bir renge bürünür ya; pembenin sadece bulutların yanına ödünç verdiği tonudur hani...Sıradan bir anarenk olan sarı bile aşık eder adamı kendine...
Odamın penceresinden dışarı baktığımda gördüğüm buydu; onu görmeden hemen önce.Bir şey gördüm aslında iki senedir orada duran.Görmedim aslında ama izleniyormuşum hissine kapıldım.Hani insana bir anda gelir ya öyle bir şey.Bana baktığını hissettim.Benim onu daha önce farkedemeyişimime alınmamıştı ama kendini öyle bir gösterdi ki , ben farkedemeyişimden utandım.Güneşin , altın yanında halt etmiş tabirini akılma getirten sarısını almış arkasına ya da içine tamamiyle yaymış , benimle karşısındakinin kendisini çok sevdiği için titrediğini bilen , hafif şımarmış , hafif gururlanmış ve hafif aşk tatmış genç bir sarışın gibi cilveleştiğini hissettim.Öyle bir hissettim ki , neredeyse metafizik kuramları bırakıp , ruhumu temizle , beni kendinle paylaş ey dünyevi diye haykıracaktım dünyayı elli santimden seyrettiren penceremin başında.
Onda yaşamı gördüm.Bütün döngüyü tabi şöyle de olabilir : havanın nahoşluğu , hafif esen rüzgarın tatlılığı halisülasyon görmeme sebep olmuş olabilir.Ama inandım ben ona.Yaşam buymuş dedim.Bak özgür kalmış esir hissettiğim bu su , toprak , hava ve ateşten oluşmuş kürede.Tutsaydı elimi giderdim düşünmeden.Oturup yanında hala pencerenin başından aptal aptal dışarıya bakan bedenimle onunla beraber alay ederdim.Güzel olurdu...
Onda ölümü gördüm.Soğuk bir sıcaklığı olan ama insanı aldatıcı ışıkta can veren sineğe çeviren ölümü.Ölümün rengini söyliyim mi?Ölüm ana - ara renk dogmasının bittiği nokta.Çünkü bütün renkler ana.Çünkü bütün renkler ara.Huzurmuş!Peh!Ölüm sonsuz uyku , huzur.İki kere peh!Varsa bir ruhsal dünya nasıl anlatacaksın geri dönüp?Hemen hemen herkes cenazesinde sevdiklerinin kendi için ağladığını hayal eder ve bunda mutluluk bulur.Sevilme hissinin verdiği sarhoşluk durumu.İnkara gerek yok , sarhoş olmayı seven her insan ister kendine ağlanmasını.Sorun geri dönüp ağlama demekte de değil.Sorun ne bilmiyorum belki de konuşamamak.Duyup dilsizliği yaşamak.Belki sorun budur , bilemem.Ama bende bunları düşündürdü.Yaşamı ve ölümü gördüm onda.Yaşam hakkında bana bu kadar düşündürtmemesi garip.Belki en zayıf canlının bile bir şekilde yaşamayı becerebilmesindendir.Cazibesi yok.Ya da çok acayip.Neyse...Ben öümü gördüm.Off...Çok güzeldi.
O.Bana bu duyguları yaşatan oydu.O , heybetli , geniş , nereden baksan yedi sekiz metrelik Ağaç.Garip düşünüyorum datürünü bile çıkaramıyorum şuan.Botanik bilgim zayıftır.Belgesellerde falan hep çiçek , böcek programlarında kanalı değiştirirdim.Hayvanlar daha çekici gelirdi.Ama en gelişmiş hayvan bile bana o türünü bile bilmediğim ağacın verdiği etkiyi vermedi.Bırak ölümü , kimse bana yaşamı bile öğretememişti.Onu bile kendi çabamızla görmeye çalışıyoruz.
He bu arada o ağacın bir dövmesini yaptırmayı düşündüm sırtıma.Hiç de o kadar çekici gelmedi hayali.Belki o renklerin sao oluşundandır.Küük bir tüpe sığamayacak kadar akışkan.Hıh.
Bir daha o ağacı penceremden kırk metre ötede görebileceğimi sanmıyorum.Onunla ben şuan yanyanayız ama birbirimizi göremiyoruz.Ama şunu biliyorum ki onunla ben yanyana durmuş birbrimizin boş kalan bedenlerine bakıp katıla katıla gülüyoruz.Gözlerin boş bakıyor , yaprakların o kadar da canlı değil.
Ama...Off be...Çok güzeldi...

doumgünü ritüelinden fotoğraflar


Saat sabahın beşi ve ben yatmak istiyorum.Aslında istiyordum.Bilgisayarı kapattım , masamın üstündeki sigara paketini -babam içtiğimi bildiği halde , sanki rüyasında beni içiyormuş bilsin havası versin diye- saklamak üzere odamın kapısını açıp mutfağa gidiyordum ki yolda bugünün doğum günüm olduğu aklıma geldi.Bir şeyler yazma düşüncesi de kapı tokmağını kavradığımda doğdu.İlham perileri , kedileri ve köpekleri kaçmadan yani.Bu gün tam 20 ye girdim.Ama anlımda yazmadı.Yalan bir sayı.Metafizik bir kuram.Geometrik bir şekilden farksız benim için.Ben öyle doğum günleri üzerine yazılan tonlarca kompozisyonun içeriğine değmeden geçicem bu konuyu.Benim merakım kutlamalar.Yani bunu kutlamak bana hep saçma gelir.Tebrik edilecek bir yanı yok.Tama belki binlerce spermi düz kalkışta geçtim.Evet bu büyük bir başarı olabilir.Ama bu bence tek bir kutlamayı hakkediyor.Yaş bir.Alkış.Tebrik.Yeter.Her sene bunun için pasta yemek komik.Eminim dışardan çok komik gözüküyoruz , mesela hayvanlar için , kesin deli olduğumuzu düşünüyorlardır.Ev hayvanları falan.Bizimle yaşayan hayvanlar.Her yıl belirli bir dönemde bunu kutladığımızı farkına varıyorlarsa kesin kopuyorlardır.Bir de doğmak doğan kişi için ne kadar önemliyse doğuran kişiler için de öyle değil mi?Doğum yaptığı günden bir yıl sonrasını annelerimiz niye doğurduğum gün diye kutlamıyor.En azından hayatta kalmalarını falan kutlasalar belki mantıklı bir açıklaması olurdu.Doğum günlerimi kutlama işini içten bırakalı çok oldu.Ritüelden kopmamak için o günleri takvimde kırmızıyla boyuyorum.Ve evet.Doğmayı başaran herkesi kutluyorum.Buralara gelmek için çok çaba harcadık.Kutlanmayı hakkediyoruz.

nefes


nefes almak bıraktığında ölümcül
görmek mi çözüm ruhundaki boşlukları
su içmek isteğinde tek çözümdür
sevmek mi görmek isteğinde beyaz soğuk acı karı
yalan söylemek isteğinde çektiğin tek nefes
tenin yatmak isteğinde ayağa kaldıran bozulmuş huzurları
öldürmeye çalışan sorumsuz haylaz çocukları
gözlerin kör olmuş kulaklarındaki pasla
ulumaya başlamış sokağında kurtlarla
canına açılmış kurşun büyüklüğündeki boşluklarla
sadece kanın çekilmiş gibi bakma bana öyle gözündeki yaşlarla
anlamaya çalış beni seviyormuş gibi yapma yanındaki çömez yalancılarla
yağmurdan kaçan adamım ben dolu beni bulmuş
seyrek aklımın odaları toz tutmuş
hayatım kaymış ömrüm topa vurmuş
rahatım kaçmış sözüm kaçmış nefesim damarlarımda yol bulmuş
gırtlağım kanamışsa da sana ne
benim aşkım korlarda hayat bulmuş
içimi yaksa da ateştir dostum
gerisinin amına ben koymuşum.

daranlık


Daraldığımı düşünüyorum
Ya da düşündüğüm için daralıyorum
İkisi de umurumda değil aslında
Önemli olan ben çıldırıyorum
Ruhumla bedenim birbirine saçma sorular soruyor
Bedenim sevdiklerinin neden yasak olduğunu soruyor ruhuma.
Ruhum beynin beden de olduğunu bazı şeylerin yanlış olduğunu bedenin de bildiğini, bildiği halde niye yapmak istediğini soruyor
Bense dinlemekten kafayı yiyorum.
Daraldığım için karanlıktayım
Ya da karanlık olduğu için daralıyorum
Simsiyah dört bir yanım
Kaçamıyorum
Bir kabusun içinde yaşıyorum
Güzel rüyalarda ağlıyorum
Anlamak için ne yapıyorum?
Bilmiyorum
Sadece bilmiyorum,
Ve daralıyorum.
Hastayım dünyada olduğuma göre
Çünkü burası bir tımarhane
Cezalandırıldım büyük ihtimalle
Ama neden işte bunu bulamıyorum
Koşuyorum
Fakat yollarda değil
İçimde bir yerlere koşuyorum
Tıkanıyorum,
Sigaradan olsa gerek
Ya da alkolden
Sonra düşünüyorum
Bir sigara yakıyorum
Öksürüyorum ama bırakmıyorum
İçiyorum onu yanımdaki her emicinin kanımı içtiği gibi
Sonra sigarama acıyorum
İnsafımdan onu ellerimin arasından kurtarıyorum ve söndürüyorum
İşkence etmeden öldürüyorum onu
Biri de bana mı öyle yapsa ne?
Hayat bir ödüldür diyorlar
Bense neden yazıyorum onu bile bilmiyorum
Ulan ben bu kadar basit bir sorunun cevabını bilmiyorsam
Hayatın ödül olduğunu nereden biliyorlar?
Daralıyorum
Kendimden sıkılıyorum
Terk edip kendimi gidiyorum
Bir ayna bulmayagöreyim
Hemen anlıyorum
Kendimi geride bırakamıyorum.

çelişki


Düştüğüm şeyin adı bu : çelişki. Yazıp yazmamak konusunda kararsız kaldım. Sonra düşündüm çelişki içerisindeyim. Çelişkiyle mücadele etmek istedim;lakin kazanan olup olamayacağını tam çıkaramadım. Sonra bunda da bir çelişki buldum. Sanırım yine çelişkiye düştüm. Aslında şuan bu konuyu yazıyor olmakla çelişkiyi yeniyorum sanırım;ama yine de düşünüyorum da çelişki konusunu yazmam inatlaşmam ve bu konu içerisinde yenip yenemeyeceğimi düşüncesini yazmam da hala kazanıp kazanamayacağım konusunda çelişkiye düşmemden. O zaman çelişki galip geldi demektir. Ama yazarak bundan kurtulmuş olmam gerekirdi. Hiç çelişkiye düştünüz mü?Ya da bu kadar çok "çelişki" kelimesini kullandınız mı?Merak ettiniz mi?Üstünde durulmaya değer bir konu bence. Hayatımız her noktasında çelişki vardır. Fark etmesek de o hep orada. Hareketlerimizi kısıtlar. Hatta görülemeyen düşüncelerimizi gerçekten özgür olduğumuz tek şeyi beynimizin içini bile karıştırır o. Aşkı düşünürsünüz ama gerçekten aşık olup olmadığınız hakkında çelişkiye düşersiniz. Okursunuz öğrenmek için ama gerçekten öğrenmek istediğiniz şeyin o olduğu konusunda çelişkiye düşersiniz. Her şeyde çelişki vardır. Cennete gitmek istersiniz ama alkol içme konusundaki çelişkiyi bilirsiniz. Arkadaşlarınızı çok seversiniz ama kavga etme çelişkisine düşersiniz. Çelişki hem bir cümle hem de hayattan bir manzara resmidir. Ve ölene kadar dalar gidersiniz...

bir parça ışık arıyorum ama sadece bir parça


ruhum acıyor her anlayamadığım insansı dürtüde
gözlerim kamaşıyor bedenle güneş arasında bir yerde
canım acıyor sessiz sessiz gürültünün boğduğu bu şehirde
kalbim sızlıyor sebebini bilemesem de
boşlukta bir karanlık arıyorum elimde ışığım
arıyorum ama bulamıyorum
sonra oturuyorum nemli bir taşın üstüne
kapılıp gidiyorum narin ışıklı bir hüzne
rüzgarın hafif bir esintisiyle dans ediyor ışık titrek titrek
içimi ürpertiyor gölgesi duvarda sallanırken hissizce
benim yaşlarım titremeden yoksun ama canlı
kanım soğuk ama delikanlı
korkmuyor akmaktan gecenin içine
ama sahip olduğu beden insansı
yutkunuyorum oturduğum yerde
sesim çıkıp yarıyor geceyi
ama şefkatle sarıp sarmalıyor gece beni
sessizlikteki bir ses beni titretirken ona veriyor huzurlu bir sevgi
kucaklıyor beni yine derinden
saçlarımı okşuyor , elimi ayırmıyor elinden
bense boşlukta karanlık arıyorum elimde ışıkla
bulamıyorum çıldırıyorum
suçu hep başkasında arıyorum
ama onu da bulamıyorum
suç başkasında değil çünkü
benim karanlığımda
çünkü ışık değil bedenime hapsolmuş zayıf ruhumda
ışık sadece avuçlarımın arasında...

az yazmaktan dolayı duyulan rahatsızlıktan ötürü

diyorum ki kendime az yazıyorsun ilker
niye?
bilemicüm bebişim diorum benliğime
ya aslında madem konum yazı yazmak
illa gerekli midir beklemek?
yani illa başına kötü bir olay mı gelsin be adam yazı yazmak için?
e o zaman ne anlamı kalır yazdıkların ağlıyorsa
hep mi aşk meşk bunalım ölüm dehşet
hiç mi yok bu şehirde sinema
hiç mi yok küçük kardeşini elinden tutmuş parka götüren abla
hiç mi yok seni mutlu eden ucuz wodka
yok mu o güzelim rüya
yok mu yatan birşeyler kafana
hep mi düşünmeli aksi
hep mi aramalı üzülecek birşey
hep mi bulmalı derdi kederi
vicdanen rahatsızlık hep mi burda
yoksa sen mi çağırıyorsun arada
yok onlar yazdırıyorsa sadece sana
git çek acını yakınma
milletinde canını sıkma
ulan bak işte kafana göre yaşamaya
yazdıklarını birileri için değil
kendin için sakla
yazmaktan bıkma
bazen hayattan bıktığın kadar...

vicdan m gsl yoksa insan mı yoksa vicdanlı insan m

kazık! yedik hepimiz yaşamın bahçelerinde
önce şöyle
güzel bir manzara
şahane bir ufuk
parlak bir güneş
derken rahatsın ya
yaklaş biraz daha
güneş dönüyor büyük bir lambaya
ufuk çizgisi aslında çamaşır ipi
manzaraysa kötü bir ressamdan başarısız bir tablo
işte onlara kulp bulma zamanı da bu kısımda gelio karşımıza
diyoruz ki
lambada ışık veriyor boş ver
ip işte zararsız ne olacak dursun orada
aman manzarayla mı doğduk hepimiz varsın tablo olsun oda
işte bu kulp bulmalar
sanki bahçeyi babamızın malıymış gibi korumalar
sonra bir adım daha atma zamanı geliyor tabi
bahçe kapanıyor arkamızdan yavaşça
heh işte sonra
lamba çürük ekşi acı iğrenç bir portakal oldu mu sana
ip darağacında asılıymış meğer gelip baksana
bir tek tablo kalır orada o da senin kendi kokuşmuş piyesindir aslında
işte bu son yediğin kazıkları falan hatırlarsın unutmamak üzere bir daha
şimdi asıl soru yedik kazık
demek ki bir de kazık atanlar var
ama bir de çelişki var
madem herkes kazık yiyorsa illaki
herkes kazık da atıyor demek ki
attıktan sonra vicdanın nasıldı dostum?
rahat mı uykuda mı yoksa kıçında mı?
bu tabloyla karşılaşmak nasıl bir duygu
düşün bunu
sen de tattırma bu duyguyu kimseye
empati yap biraz
acı vicdan organının acıdığı gibi
ne güzel ne adil ne manyak bir organmış o da
istediği zaman acıdığına yardım etmeye zorlar seni
hiç olmaz mı yaşlı teyzeye yardım etmen
ya da aldatırsın insanı canını yakarsın
vicdan kızar ağzına sıçar
anlamazsın
anlarsın da işine gelmez
güzeldir vicdan
insanları kurtarır dünyanın arka sokaklarından
iyide yazık değil mi be insana?
insan ne yapsın nefsi varsa?
Tanrı demiş ki yapma etme
sonra bunu denetleyen bir organ koymuş
yaptığın zaman uyarır o organ seni
dinlersin bir süre kafa şişiren sesini
sonra unutur gidersin yaptığın kalleşliği
sonra senin başına gelince hayıflanırsın

bunlara noolmuş

bakıorm da şimdilerde sokakta gezenlere
gülmemek içten bile deil bazen tiplerine
ne kadar saçma durmuş o üstünde
sen çıplakken daha güzelsin
çıplak derken hani bağlamayın bedene
benim düşüncem onların oluşamamış fikirlerinde
zaten oluşmamışlıktan doğan bakışlar oluşmuş gözlerinde
buradan gitmeye ne dersin
çok saçma sapan geldi yine takıldığım konu
çıkarıyorum neyle ilgilensem bokunu
bırak sıkıldım kanım yawaş ol kötüdür sonu
terkedip kendini gitmeyi istemez misin