15 Mart 2010 Pazartesi

Zamanın Ayıbı


Olgunlaşma çabaları içinde koşturuyoruz. Keza her insan buna koşar. Ben değil. Artık değil. Olgunluk istemiyorum.
Güneş yaşam kaynağıdır. Tüm canlılar için vazgeçilmez bir orospu çocuğudur o. Zaman zaman yakar tenimizi. Acıtır. Öldürür beynimizdeki binlerce, milyonlarca hücreyi. Yaptıkları için af bile dilemez. Fakat biz yine de taparcasına severiz. Çünkü kızıp bir gitse biter hayat. Yaşıyor dediğimiz her şey nalları diker. Bitkiler fotosentez yapamaz beyinsiz beyinsiz. Fark etmeden yaptıkları şeyi de ellerinden alıverir o koca portakal kızarsa eğer. Meyveleri çıkmaz o zaman. Aynı bizim gibi yavruları yetim kalır. Zaten her kopan meyve bir yetim değil midir buzdolabımızda? Sorsan onlara olgunlaşırken ne yaptın diye bilemezler. Cevap bile veremezler. Sadece olgunlaşırlar bilmeden. Belki de istemeden. Tabi böyle bir düşünceleri ve hakları olsaydı.
İnsanda öyledir işte. Doğar seçim hakkı olmadan ve olgunlaşır kazara ya da zamanın kendine çizdiği rotada isteksizce. Ben karşı çıkıyorum ve olgunlaşmıyorum. İnat ya da iddia değil bu. İstemiyorum. Bir haksızlık yeter ama bana. Gelirken buraya seçme şansım olmamıştı. Bir meyveden farkım büyüyünce olsa ne yazar? Eşit şartlarda başladık hayata. Direteceğim ve olgunlaşmayacağım.
Sen şimdi olgunluğu marifet sanıyorsun. Kızgınlığın, gururun belki de düşüncelerin, eylemlerin önüne koruyucu bir maske getiriyorsun. Olgunlaştım, ondandır bu eylemlerim. Bak bana. Benden azıcık bir şeyler kapmışsan uygula ve olgunlaşma. İstem dışı gelişen bu kontrolsüz gücün çağrısına kulak asma. Hayatını istediğin gibi yaşa. Olgunluk tellerini çekme önüne. Hayata o tellerin arasından bakma. Hemen önünde sana elimi uzatmışken canım acır diye korkma. Bir meyve olacağım diye gölgesinde durduğun ağacı bırakma. İstem dışı bile olsa bari bir dene tutmayı. Belki düşmesin sert bir rüzgar esmedikçe. Korkma. Hayatı kaçırma. Bak hayata bir hakla geliyoruz seçmediğimiz. Bu hakkı kullanırken bir şey kaçırırsan başka hakkın olmaz unutma. Şansın olmaz ya. Anlasana. Biter, uçar, gider, toz olur. Ve sen pişman olursun. Çünkü geriye dönme şansın olmaz. Ağlasan da, yalvarsan da, hayıflansan da biter.
Ben olgunlaşmayacağım. Olgunlaşan her meyve dalından kopmaya ve dalından kopan her meyve çürümeye mahkumdur. Eğer mecburiyse ve bir meyve gibi kopacaksam dalımdan o da zamanın ayıbı olsun.

fotoğraf : Hüseyin Türk

Hiç yorum yok: